AnasayfaForumHakkımızdaÖyküvesaireBizden ÖykülerEstetikAramaİletişim
Anasayfa arrow Öyküvesaire arrow Rıfat Ilgaz
 
Rıfat Ilgaz
Rıfat Ilgaz Anısına Saygıyla
Yazar Necmi OTÇU   
Çarşamba, 23 Nisan 2008

Dağlar Yüreği Yüce Ilgaz Gülmecesi

kod adı stepne
keçi sütüyle beslenmiş
gülme ciddiyeti
yaşamış işte komik olsun diye
hasta ruhlu mahkeme kararları
ertelenmiş bir yıl yemek daveti

önemli adamdır aydın-lığın babası
bundandır ayaklarına
hastanede zincir vurulması
komik olsun diye işte
yetmiş yaşında tutuklanması
yüreğimin içine düşüyor leylaklar
sınıfın efsanesinden güler yüzü

Devamını oku...
 
Yoklama Defterinden Bilim Yapmak
Yazar Resul ÖZDEMİRCİ   
Salı, 22 Nisan 2008

Gerçeğe nasıl dokunursunuz? Neresinden tutarsanız bilim olur? Bilim bir toplama çıkarma işlemi midir? İnsana ait olan ve insanı açıklayan bilginin sayılardan ibaret olmadığı aşikar olmakla beraber, neyin bilimini yaptığınız, ne için yaptığınızla doğru orantılıdır. “Sizi yoklama defterinden öğrenmedim” diyor Rıfat Ilgaz çocuklarına. Bir, iki, üç, dört,… toplam otuz kişi var demek, bilim değildir elbette. Önünde yoklama defteri, öğretmen masasından anlaşılmaz elbet dünya. Dünya Bankasının veya bilmem hangi istatistik kurumunun sayılarında da insan gözükmez. İnsan, yaşadığı ortamla, ait olduğu toplumsal ve ekonomik çevreyle, algılarıyla, düşünceleriyle, acılarıyla, mutluluklarıyla insandır. Yani Nazım Hikmet’in deyişiyle, “konkre” bir varlıktır. Meşhur bir söz vardır: “Her şey göründüğü gibi olsaydı, bilime lüzum olmazdı”. Fenerinizi bilinmeyenin neresine tutacaksınız? Mesele bu. Bilimin olmazsa olmazı ‘tez’dir. Tez, duruştur. Nerede durup, nereye baktığınızla ilgilidir. Yoklama defterinden öteye geçmek, yani gerçek anlamda bilim yapmak için öğretmen masasından ayrılmak gerekmektedir.

Devamını oku...
 
'Rıfat Ilgaz Gülmece'si, Hayata Rağmen Duruştur
Yazar Sengül CİLBAN   
Salı, 22 Nisan 2008

Yaşam; tasavvur ettiğimizin bazen çirkinleşmiş bazen de güzelleşmiş halidir. İnsan, tavır alarak direnir istemediklerine, sahiplenerek gösterir istediğini. Yaşama direnmek; eğilip bükülmeden, dimdik ama sevecen ve sebatkâr kalabilmeyi gerektirir. Birçok şekli vardır bu direngenliğin: bir bebek gülerken ya da ağlarken, en temel davranışıyla yaşadığını anlatır etrafındakilere. Ya da canı çok yandığı halde “ıh” demeyen, bu davranışıyla katlanılır kılar acıyı…

Edebi yazınlar; birer direniştir bu hayata, ideolojidir, hayal kılığındaki gerçeklerdir, istenen ya da kaçılan, ‘yalnız’ ve ‘bir’ olunandır. Gölgede yaşamak gerekebilir bir ömür; gücenmeden, yüksünmeden, şükür diyerek. Yapılacaklar ömre sığamaya da bilir. Eğer Rıfat Ilgaz gibi, direnmenin yolunu inşa edecek gücü yazdıklarınızda bulabiliyorsanız hem de yaşayabilmek adına, umut hiç eksik olmaz yanı başınızdan…

Devamını oku...