|
Dağlar Yüreği Yüce Ilgaz Gülmecesi kod adı stepne keçi sütüyle beslenmiş gülme ciddiyeti yaşamış işte komik olsun diye hasta ruhlu mahkeme kararları ertelenmiş bir yıl yemek daveti önemli adamdır aydın-lığın babası bundandır ayaklarına hastanede zincir vurulması komik olsun diye işte yetmiş yaşında tutuklanması yüreğimin içine düşüyor leylaklar sınıfın efsanesinden güler yüzü |
|
Devamını oku...
|
|
Gerçeğe nasıl dokunursunuz? Neresinden tutarsanız bilim olur? Bilim bir toplama çıkarma işlemi midir? İnsana ait olan ve insanı açıklayan bilginin sayılardan ibaret olmadığı aşikar olmakla beraber, neyin bilimini yaptığınız, ne için yaptığınızla doğru orantılıdır. “Sizi yoklama defterinden öğrenmedim” diyor Rıfat Ilgaz çocuklarına. Bir, iki, üç, dört,… toplam otuz kişi var demek, bilim değildir elbette. Önünde yoklama defteri, öğretmen masasından anlaşılmaz elbet dünya. Dünya Bankasının veya bilmem hangi istatistik kurumunun sayılarında da insan gözükmez. İnsan, yaşadığı ortamla, ait olduğu toplumsal ve ekonomik çevreyle, algılarıyla, düşünceleriyle, acılarıyla, mutluluklarıyla insandır. Yani Nazım Hikmet’in deyişiyle, “konkre” bir varlıktır. Meşhur bir söz vardır: “Her şey göründüğü gibi olsaydı, bilime lüzum olmazdı”. Fenerinizi bilinmeyenin neresine tutacaksınız? Mesele bu. Bilimin olmazsa olmazı ‘tez’dir. Tez, duruştur. Nerede durup, nereye baktığınızla ilgilidir. Yoklama defterinden öteye geçmek, yani gerçek anlamda bilim yapmak için öğretmen masasından ayrılmak gerekmektedir. |
|
Devamını oku...
|
|
Yaşam; tasavvur ettiğimizin bazen çirkinleşmiş bazen de güzelleşmiş halidir. İnsan, tavır alarak direnir istemediklerine, sahiplenerek gösterir istediğini. Yaşama direnmek; eğilip bükülmeden, dimdik ama sevecen ve sebatkâr kalabilmeyi gerektirir. Birçok şekli vardır bu direngenliğin: bir bebek gülerken ya da ağlarken, en temel davranışıyla yaşadığını anlatır etrafındakilere. Ya da canı çok yandığı halde “ıh” demeyen, bu davranışıyla katlanılır kılar acıyı… Edebi yazınlar; birer direniştir bu hayata, ideolojidir, hayal kılığındaki gerçeklerdir, istenen ya da kaçılan, ‘yalnız’ ve ‘bir’ olunandır. Gölgede yaşamak gerekebilir bir ömür; gücenmeden, yüksünmeden, şükür diyerek. Yapılacaklar ömre sığamaya da bilir. Eğer Rıfat Ilgaz gibi, direnmenin yolunu inşa edecek gücü yazdıklarınızda bulabiliyorsanız hem de yaşayabilmek adına, umut hiç eksik olmaz yanı başınızdan… |
|
Devamını oku...
|
|